Doğada türlerin yeni bölgelere girişleri jeolojik dönemler boyunca tabii olarak oldukça uzun zaman aralıklarında gelişen bir olaydır. Ancak, insan nüfusunun hızlı artışı ile coğrafik bariyerleri etkisiz hale getirmeleri ve türlerin taşınmalarını kolaylaştırmaları sebebiyle bugün biyolojik istilalar oldukça hızlanmış ve kontrolden çıkarak ekosistemlerin doğasına zarar verir hale gelmiştir. Bununla beraber her yeni türün giriş yaptığı ortamda istilaya neden olduğunu düşünmek de ciddi bir yanılgıdır. Kimi zaman yeni bir tür girdiği ortama uyum sağlayamayıp, beslenme ya da üreme meselelerinden dolayı yok olabilir. Ortama uyum sağlasa da, bazı türler yayılış alanını genişletmeden yerel populasyonlar oluşturabilir. Yine bazı türler girdikleri ortamda uygun boş bir niş ve habitat buldukları durumlarda ekosistemde önemli bir değişikliğe neden olmaksızın yerli türlerle uyum içerisinde yaşayabilir.
 
Yeni türlerin günümüzde yeni ortamlara girişi özellikle gıda kaynağı olarak kullanılmaları, akvaryumculuk ve sportif balıkçılık amacıyla ithali, istenmeden gerçekleşen taşınmalar ya da halkın izinsiz ve bilinçsiz olarak taşıması sonucudur. Gıda ihtiyacının nüfus artışı ile birlikte artışı sonucunda yeni türlerden yararlanmak kaçınılmazdır. Ancak yeni türlerin ortama uyum yeteneği ve istilacılık potansiyelinin de iyi bilinmesi ve değerlendirilmesi gerekir.  Gıda olarak yetiştirilecek türlerin ortama uyumu ve verimi her zaman her yerde aynı olmayabileceği gibi doğal sulara yayılmaları ciddi biyolojik ve ekonomik sorunlar yaratabilir. Bu sorunların öngörülüp bunları bertaraf etmek ya da etkinin kabul edilebilir düzeyde tutulması için yeni bir türün ortamdaki etkilerinin ve risklerinin analiz edilmesi gerekir.
 
Risk tarama uygulamaları yeni bir ortama aşılanan yabancı bir türün potansiyel istilacılığını tahmin etmek için kullanılır. Risk tarama tahminleri, üzerine çalışılan türün biyolojik, ekolojik ve gelişim özellikleri ile türün bulunduğu ya da bulunabileceği biyo-coğrafik bölge hakkındaki bilgilerin bir sentezini temel alır. Risk tarama metotlarının karakteristik özellikleri soru-cevap formatındaki bilgi taramalarını, basit bilgisayar programlarının kullanımını, yüksek güvenirlilik tahminlerini ve birçok farklı taksonomik grup için kullanım esnekliğini içerir. Risk tarama sistemleri çok geniş kullanım ve uygulama stratejilerine sahiptir. Bu sistemler özellikle birçok potansiyel istilacı ve istilacı olmayan yabancı türün hızlı ve maliyetsiz bir şekilde ayrımında son derece kullanışlı olabilirler. Tür-risk analizlerinin ilk uygulamaları yabancı ot türlerinin risk değerlendirmeleri amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama 2005 yılında potansiyel istilacı tatlısu balıkları için modifiye edilmiştir ve FISK (Fish Invasiveness Scoring Kit) kısaltmasıyla kullanılmıştır. Son zamanlarda ise bu araç daha da geliştirilerek AS-ISK (Aquatic Species Invasiveness Scoring Kit) adıyla güncellenmiştir. Bu yeni program sadece balık değil bütün organizma gruplarını (bitki, omurgasız vb.) ve bütün olası çevreleri (deniz, tatlısu, acısu) de içine alacak şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca program şimdiye kadar Türkçe dahil çeşitli dillere çevrilmiştir. Bununla beraber Türkiye’yi de içine alan bazı ESENIAS bölgesi ülkelerinde bugüne kadar yapılan risk tarama çalışmaları sadece tatlısu balıklarının FISK ile değerlendirmesi şeklinde olmuştur. Bu yüzden gerçekleştirilmesi düşünülen risk değerlendirme çalıştayının bütün sucul taksonomik grupları ve farklı habitatları içine alan AS-ISK programının tanıtımını ve uygulamasını yaparak ülkemizde ve diğer ESENIAS bölgesi ülkelerindeki bu önemli eksikliğin giderilmesi amaçlanmaktadır.
 
Gerçekleştirilecek olan çalıştayda AS-ISK programının tanıtımının ve uygulamalarının yapılması, kullananların karşılaştıkları sorunların tartışılması hedeflenmektedir.   
 
Düzenleme Kurulu Adına
 
 
 

×